Mısır mitolojisi, antik dünyanın en büyüleyici ve en ayrıntılı inanç sistemlerinden biri olarak, Nil Nehri çevresinde gelişen yaşamın ritmini, doğanın döngülerini ve toplumun düzenini sembolik hikâyelerle açıklayan kapsamlı bir mitolojik yapı sunar. Bu mitolojide tanrılar, yalnızca doğa olaylarını temsil etmekle kalmaz; aynı zamanda insanların kaderini, devletin işleyişini ve evrenin düzenini belirleyen kutsal varlıklar olarak kabul edilir. Güneş tanrısı Ra, her gün gökyüzünde yaptığı yolculukla yaşamın sürekliliğini simgelerken; Osiris ölüm, yeniden doğuş ve bereketin tanrısı olarak hem tarımsal döngüyü hem de insanların ölümden sonraki yaşam umudunu yönetir. Osiris’in eşi İsis, annelik, şefkat ve koruyuculuğun sembolüdür; oğulları Horus ise adalet ve direnişi temsil eden bir kahraman tanrıdır. Mısır mitolojisinin merkezinde ölümden sonra yaşam inancı yer alır. Bu inanç, mumyalama tekniklerinin gelişmesi, anıtsal mezarların yapılması ve “Ölüler Kitabı” gibi ruhu öteki dünyada yönlendiren metinlerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. İnsanların öldükten sonra yargılandığına, kalplerinin adalet tanrıçası Maat’ın tüyüyle tartılarak doğruluklarının ölçüldüğüne inanılırdı. Bu anlayış, Mısır toplumunun ahlaki değerlerini de şekillendirmiştir.