Japon mitolojisi, doğa güçleri ile ruhani varlıkların uyum içinde var olduğu zengin ve çok katmanlı bir inanç geleneğidir. Bu mitolojinin temelini Şintoizm oluşturur ve bu inanç sisteminde Kami adı verilen kutsal ruhlar hem insanların yaşamını hem de doğanın işleyişini etkileyen varlıklar olarak görülür. Güneş tanrıçası Amaterasu, Japonya’nın kurucu tanrıçası kabul edilir ve imparatorluk soyunun ondan geldiğine inanılır. Amaterasu’nun ışığı dünyayı aydınlatırken; kardeşi Susanoo, fırtınaların, savaşın ve kaosun tanrısı olarak hem korkulan hem de saygı duyulan bir figürdür. Ay tanrısı Tsukuyomi ise düzen ve dinginlik ile ilişkilendirilir. Japon mitolojisinde dağlar, nehirler, ormanlar hatta günlük eşyalara kadar birçok varlık bir ruha sahip kabul edilir. Bu anlayış, Japon toplumunun doğaya duyduğu saygının temelini oluşturur. Efsaneler, kötülüğün üstesinden gelen kahramanlar, insanlara yardım eden ya da onları sınayan ruhlar ve yaratılış hikâyeleri etrafında şekillenir. Ayrıca Yamata no Orochi gibi dev ejderhalar, Tengu gibi doğa ruhları ve Kitsune olarak bilinen tilki ruhları mitolojik dünyanın renkli parçalarıdır. Bu mitolojik anlatılar, günümüzde hâlâ anime, manga, edebiyat ve geleneksel sanatlarda güçlü bir şekilde yaşamaya devam eder; Japon kültürünün kimliğini şekillendiren önemli bir miras sunar.