Bozkurt, Türk mitolojisinin en güçlü ve en kutsal sembollerinden biridir. Hem bir rehber hem de bir koruyucu olarak kabul edilen Bozkurt, Türklerin kökenini, dirilişini ve bağımsızlık ruhunu temsil eder. En bilinen efsanelerden birine göre, savaşta yok olma noktasına gelen bir Türk boyunun tek sağ kalan çocuğu, dişi bir kurt tarafından bulunur ve korunur. Kurt, çocuğu besler, büyütür ve daha sonra ondan doğan nesiller Türklerin yeniden çoğalmasını sağlar. Bu anlatı, Bozkurt’un Türk toplumunda bir ana figürü, bir atalık sembolü ve bir kurtarıcı olarak görülmesine neden olmuştur. Bozkurt, yalnızca soyun başlangıcını anlatan bir metafor değil; aynı zamanda yol göstericiliğiyle de önem kazanır. Ergenekon Destanı’nda, yıllarca demir dağlarla çevrili bir vadide mahsur kalan Türkleri dışarıya çıkaran yine Bozkurt’tur. Önlerinde yürüyerek onlara doğru yolu gösterir; bu nedenle Bozkurt, Türk kültüründe yol açan, öncülük eden ve karanlık zamanlarda aydınlığı temsil eden bir varlık olarak düşünülür. Cesaret, özgürlük, mücadele ve birlik gibi değerleri sembolize eden Bozkurt, Türk mitolojisinin hem ruhani hem de milli hafızasında derin bir yer edinmiştir. Bu nedenle tarih boyunca sanat eserlerinde, destanlarda, sembollerde ve halk anlatılarında güçlü bir kimlik ve onur ifadesi olarak varlığını sürdürmüştür.